Ana Altar ve KUTSAL EFKARİSTİYA DOLABI / MUHAFAZI / TABERNAKOL
Bütün kiliselerin “vazgeçilmez” bölümlerinden biri sunaklardır. Kilisenin en merkezi kısmı Ana Altar’dır: içeri girer girmez hemen gözlerin önünde görünür ve bütün litürjiler sadece rahiplere ve görevlilere ayrılmış bu bölümde kutlanır; bu bölüm, Latince adı korunarak, Presbiterium olarak adlandırılır. Bizim kilisemizin presbiteriyumu bugün tamamen mermerdir. Önceden özellikle sunak mermerdi, şimdi ise 2025 yılından itibaren zemin ve presbiteriyumun bütün alanı da aynı şekilde tamamlanmıştır. Bu, ayin yerini ana nef ile daha uyumlu yapar ve orada kutlanan şeyin ne kadar önemli olduğunu gösterir.
II. Vatikan Konsili öncesi sunak, ana sunak, tamamen güzel bir mermerdendir, genel olarak Ege Kahvesi mermeri olarak adlandırılır ve geri kalan kısımlar hem sunak hem bütün zemin Marmara mermeridir. Mermer sunak ve tabernakol, 14 Temmuz 1927 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre, adresi Galata, S. Pietro Han No. 19 olan A. Bottinelli İnşaat Firması tarafından yapılmıştır. Bu sunak, Efkaristiya kutlamasına olan sevginin ve saygının ne kadar büyük olduğunu hatırlatır. Sunak sadece bir masa değildir: İsa’nın kurban yeridir. Bakan kişinin gözleri önünde ve sunağın mermeri ortasında “M” harfi vardır; bu harf Meryem’i hatırlatır. Kilisemiz Meryem Ana’nın Doğuşu’na adanmıştır, bu yüzden tamamen Meryem’e ait bir kilisedir. Resimler ve görüntüler her zaman Meryem Ana’yı hatırlatır. Sunak üzerindeki “M” harfi bize Efkaristiya’da aldığımız İsa’nın Bedeni Meryem’den doğduğunu hatırlatır.
2025 yılında kilisenin çatı katında bir kutu bulduk; içinde birkaç mermer levha vardı, bazıları relikli, bazıları reliksizdi, fakat relik için boş yerleri olan levhalarda başlangıçta relik bulunduğu kolayca fark edilir. Belki bunlar kapatılmış olan ve şimdi okul olan Edirne’deki kilisemizden gelmektedir. Onları sunağın duvarının sağ ve sol tarafına yerleştirdik. Bu güzel bir işarettir: bize azizleri ve şehitleri hatırlatır ve Efkaristiya’nın Mesih için hayatını verenlerin tanıklığına bağlı olduğunu anlamamızı sağlar.
Sunağın ortasında mermer tabernakol vardır. Basittir, ama kilisenin en önemli yeridir. İçinde Efkaristiya’da gerçekten mevcut olan İsa vardır. Üzerinde oyulmuş haç ve küçük meleklerle kapısı bu büyük gizemi korur. Yanlarda diz çökmüş, tapınma halinde olan melekler Eski Ahit’teki Ahit Sandığı’nı hatırlatır. Ahit Sandığı’nın içinde manna, Harun’un asası ve 10 emrin levhaları vardı. Şimdi tabernakolda bir işaret veya Tanrı’nın Yazılı Sözü yoktur, fakat Beden almış Tanrı Sözü vardır. O şöyle dedi: «Alın, bu benim Bedenimdir» (Mk. 14,22). Biz bunun gerçekten böyle olduğuna inanıyoruz.
Tabernakolun üstünde sürekli yanan kandil vardır. Bu ışık bize İsa’nın burada gece ve gündüz mevcut olduğunu hatırlatır. Bu sürekli, sessiz ama gerçek bir mucizedir. Böylece bütün presbiteriyum, mermerle, sunakla, Meryem’in “M” harfiyle, reliklerle, meleklerle ve yanan kandille bize tek bir şey söyler: İsa aramızdadır. Ve biz iman, saygı ve sevgiyle yaklaşmaya çağrılıyoruz.




——–
Una delle parti “indispensabili” di tutte le chiese sono gli altari. La parte più centrale della chiesa è l’Altare Maggiore: appena si entra, appare subito davanti agli occhi e tutte le liturgie vengono celebrate in questa parte riservata soltanto ai sacerdoti e agli inservienti; questa parte, mantenendo l’appellativo latino, è chiamata Presbiterium. Il presbiterio della nostra chiesa oggi è tutto di marmo. Prima era soprattutto l’altare ad essere di marmo, adesso dall’anno 2025 invece anche il pavimento e tutto lo spazio del presbiterio sono stati completati nello stesso modo. Questo rende il luogo della Messa più armonioso con la navata e fa capire quanto è importante ciò che lì si celebra.
L’altare preconciliare, l’altare principale, è tutto di un bel marmo, chiamato comunemente Ege Kahvesi mermeri, e Marmara mermeri tutto il resto sia l’altare che tutto il pavimento. L’altare di marmo con il tabernacolo è stato costruito dalla Impresa di Costruzioni A. Bottinelli con l’indirizzo in Galata, S. Pietro Han No. 19, secondo il contratto firmato il 14 luglio 1927. Questo altare ricorda quanto grande fosse, l’amore e il rispetto per la celebrazione eucaristica. L’altare non è solo un tavolo: è il luogo del sacrificio di Gesù. Davanti agli occhi di chi guarda e in mezzo al marmo dell’altare c’è la lettera “M”, che ricorda Maria. La nostra chiesa è dedicata alla Natività della Beata Vergine Maria, quindi è una chiesa tutta mariana. Anche i quadri e le immagini richiamano sempre la Madonna. La “M” sull’altare ci ricorda che Gesù, che riceviamo nell’Eucaristia, è nato da Maria.
Nel 2025, nel sottotetto della chiesa, abbiamo trovato una scatola con diverse lapidi di marmo, alcune con reliquie le altre senza ma anche se i loculi per le reliquie vuote si può facilmente notare che contenevano inizialmente delle reliquie. Forse provengono dalla nostra chiesa di Edirne che è stata chiusa; ora è scuola statale. Le abbiamo montato a destra e a sinistra del muro dell’altare. Questo è un segno bello: ci ricorda i santi e i martiri, e ci fa capire che l’Eucaristia è legata alla testimonianza di chi ha dato la vita per Cristo.
Al centro dell’altare c’è il tabernacolo di marmo. È semplice, ma è il luogo più importante della chiesa. Dentro c’è Gesù presente realmente nell’Eucaristia. La porticina, con la croce incisa e gli angioletti, custodisce questo grande mistero. Gli angeli messi ai lati, in ginocchio, in adorazione, ci ricordano l’Arca dell’Alleanza dell’Antico Testamento. Nell’Arca c’erano la manna, il bastone di Aronne e le tavole della legge. Ora nel tabernacolo non c’è un segno oppure la Parola Scritta di Dio, ma c’è la Parola di Dio fatta Carne. Lui ha detto: «Prendete, questo è il mio Corpo» (Marco 14,22). Noi crediamo che è veramente così. Accanto al tabernacolo c’è la lampada perenne, sempre accesa. Quella luce ci ricorda che Gesù è presente, giorno e notte. È un miracolo continuo, silenzioso, ma vero. Così tutto il presbiterio, con il marmo, l’altare, la “M” di Maria, le reliquie, gli angeli e la lampada accesa, ci parla di una cosa sola: Gesù è in mezzo a noi. E noi siamo chiamati ad avvicinarci con fede, riverenza e amore.